    



|
|
| |
 |
Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri Projesi
veri tabanlarına hoşgeldiniz
|
|
|
Tüm Veri Tabanlarında Arama (Arkeolojik + Mağara)
|
Arkeolojik Veri Tabanlarında Arama
|
-
|
|

|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
Paleolitik/
Epipaleolitik
|
Neolitik
|
Kalkolitik
|
İlk
Tunç
|
Orta-Son
Tunç
|
Demir
Çağları
|
Yunan-
Roma
|
Bizans
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
-
|
Mağara Veri Tabanında Arama
|
Temel Bilgiler - İlgili Makaleler
|
Paleolitik/Epipaleolitik Çağ (Eski Taş/Yontma Taş Çağı):
Tarihöncesi uygarlığının gelişme sürecinde, kültürel evrelerin en uzunu ve buzul çağlarının kültürel karşılığı olan; insanlığın ilk ortaya çıkışından, MÖ yaklaşık 10.000 yıl öncesine kadar süren arkeolojik çağ. Bu çağda çaytaşı, çakmaktaşı, hayvan kemikleri ve ağaç gibi doğal maddelerden yapılan ilk aletlerin kullanılmaya başlandığı ve insanların mağara, kaya sığınağı gibi yerlerde "büyük gruplar"/"kalabalık aileler" biçiminde yaşadıkları bilinmektedir. Paleolitik insan, besinini avcılık ve toplayıcılık yoluyla tüketime hazır olarak sağlamakta; kendisi besin üretmemekteydi. Ateş, bu çağda bulunmuş ve çiğ yenemeyen besinleri pişirmeye, ısınmaya, yırtıcı hayvanlardan korunmaya yaramıştır. Mağara ve kaya sığınaklarının duvarlarına çizilen resimler yine bu çağın belirgin özelliklerindendir. Paleolitik Alt, Orta ve Üst olmak üzere üç alt döneme ayrılmaktadır. Epipaleolitik Çağ ise, doğayı denetimi altına almaya başlayan insanın, besi üretimine geçişinin hemen öncesinde yer alan çağdır. Anadolu ve Trakya için ise, bugüne kadar bilinen Paleolitik/Epipaleolitik yerleşmeler arasında Yarımburgaz (İstanbul) ve Karain (Antalya) mağaraları, bu çağı en iyi yansıtan yerleşmelerdir.
Harmankaya, S., "Türkiye Paleolitik Araştırmaları Üzerine Bir Değerlendirme", Harmankaya, S. - O. Tanındı, TAY - Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri-1: Paleolitik/Epipaleolitik, Ege Yayınları, Takım ISBN 975-807-003-7, Cilt ISBN 975-807-004-5, İstanbul, 1996
Neolitik Çağ (Yeni Taş/Cilalı Taş Çağı):
İnsanın yoğun avcılık-toplayıcılıktan üretime, göçebelikten yerleşik yaşama geçtiği, MÖ yaklaşık 10.000 yıl öncesinden başlayan ve "İlk Üretimciliğe Geçiş Evresi" olarak da adlandırılan Neolitik Çağ'ın en önemli özelliği, besin sorunlarının çözümüyle gerçekleştirilen büyük bir "devrim" olmasıdır. Neolitik Çağ insanı, bazı bitkileri tarıma almış, birçok hayvanın da evcilleştirilmesini gerçekleştirmiş; avcılığın yerine hayvancılık, toplayıcılığın yerine ise tarım ya da rençberlik geçmiştir. İnsanoğlu ilk kez bu dönemde, doğa ile ilişkisini kendi lehine çevirmeyi başarmıştır. Üretimle birlikte gelen yerleşik yaşam, köylerin ve giderek kentlerin kurulmasına yol açmıştır. Arkeologlar tarafından, ilk kez bu çağda ortaya çıkan, besinlerin depolandığı, taşındığı, pişirildiği çanak çömlek yapımı kıstas alınarak, Çanak Çömleksiz ve Çanak Çömlekli diye iki alt döneme ayrılan Neolitik Çağ, Anadolu ve Trakya'da, bugüne kadar bilinen, 400'e yakın yerleşme ile temsil edilmektedir. Bu yerleşmeler arasında yer alan Çayönü (Diyarbakır), Cafer Höyük (Malatya), Aşıklı Höyük (Aksaray), Kuruçay (Burdur), Çatalhöyük (Konya) ve Hacılar (Burdur) gibi yerleşmeler, gerek küçük buluntuları, gerek mimari kalıntıları, gerekse o dönem insanının sanatsal, dinsel yaratımı açısından bu çağın en ilginç yerleşmelerinden bazılarıdır.
Balkan-Atlı, N., "Neolitik: Bir Araştırma Sürecinin Sorunları", Harmankaya, S. - O. Tanındı - M. Özbaşaran, TAY - Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri-2: Neolitik, Ege Yayınları, Takım ISBN 975-807-003-7, Cilt ISBN 975-807-010-X, İstanbul, 1997
Harmankaya, S., "Türkiye Neolitik Araştırmaları Üzerine Bir Değerlendirme", Harmankaya, S. - O. Tanındı - M. Özbaşaran, TAY - Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri-2: Neolitik, Ege Yayınları, Takım ISBN 975-807-003-7, Cilt ISBN 975-807-010-X, İstanbul, 1997
Kalkolitik Çağ (Bakır Taş Çağı):
Adını taşın yanısıra bakır kullanımından da alan Kalkolitik Çağ, kültür tarihinde ilk ön kent kültürlerinin başladığı dönem olarak bilinir. Yeni veriler, madenin ilk işlenmesinin Neolitik Çağ'ın Çanak Çömleksiz evresinde başladığını ortaya koymuşsa da, kullanımının çeşitlenmesi ve yaygınlaşması bu dönemde gerçekleşmiştir. MÖ yaklaşık 5.000-3.000 yılları arasına tarihlenen Kalkolitik Çağ, İlk, Orta ve Son olmak üzere üç aşamada incelenir. Gelişkin tarım ve hayvancılık, insanın sosyal yapısındaki değişimleri giderek çabuklaştırmıştır. Yöneticiler, din adamları, çeşitli zanaatçılar gibi farklı grupların yanısıra anıtsal mimari, savunma ve sulama sistemleri, uzak mesafe ticareti ile lüks/prestij maddelerinin ticareti gelişmiştir. Bu gelişim sonucu, Anadolu'da, söz konusu çağ yerleşme yerlerinin sayısının 1200'e ulaştığı görülür. Önemli merkezler arasında, batıdan doğuya, Bakla Tepe (İzmir), Liman Tepe (İzmir), Hacılar (Burdur), Beycesultan (Denizli), İkiztepe (Samsun), Alişar (Yozgat), Domuztepe (Adana), Yumuktepe (İçel) Arslantepe (Malatya), Değirmentepe (Malatya), Girikihaciyan (Diyarbakır) sayılabilir.
Harmankaya, S., "Türkiye Kalkolitik Araştırmaları Üzerine Bir Değerlendirme", Harmankaya, S. - O. Tanındı - M. Özbaşaran, TAY - Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri-3: Kalkolitik, Ege Yayınları, Takım ISBN 975-807-003-7, Cilt ISBN 975-807-019-3, İstanbul, 1998
İlk Tunç Çağı:
Anadolu ve Trakya'da yaklaşık MÖ 3.000-2.000 yılları arasına tarihlendirilen İlkTunç Çağı, genel karakteri ile üzerinde tapınak ve idari binaların da bulunduğu organize, tahkimli, bağımsız şehir devletlerinden oluşan bir dönemi kapsar. Bu dönem yeni sosyal, dinsel ve teknolojik değişime tanıklık eder. Bakırın kalay ile karıştırılarak tuncun elde edilmesi dönemin madenciliği açısından önemli bir gelişmedir. Bu dönemde altın ve gümüş gibi değerli madenlerden yapılmış gömü hediyeleri içeren mezarlıklar toplumsal değişikliğin kanıtıdır. Bu dönemde ayrıca ticaret gelişmiş, Ege, Orta Doğu ve Balkanlar'ı kapsayan geniş bir ticaret ağı kurulmuştur. İlk Tunç Çağı Anadolu ve Trakya'da İTÇ I-II-III diye 3 evreye ayrılmakta ve binin üzerinde yerleşmeyle temsil edilmektedir. Bu yerleşmelerden bazıları şunlardır: Aslantepe (Malatya), Alacahöyük (Çorum), Acemhöyük (Aksaray), Troya (Çanakkale), Karaoğlan (Ankara), Alişar (Yozgat), Karahöyük (Konya), Kültepe (Kayseri), Demircihöyük (Eskişehir), Mahmatlar (Amasya), Horoztepe (Tokat), İkiztepe (Samsun), Gözlükule (Tarsus), Beycesultan (Denizli), Şemsiyetepe (Elazığ), Kuruçay (Burdur).
Harmankaya, S., "Türkiye İlk Tunç Çağı Araştırmaları Üzerine Bir Değerlendirme", Harmankaya, S. - B. Erdoğu, TAY - Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri-4a/4b: İlk Tunç Çağı, TASK Vakfı Yayınları, Takım ISBN 975-6637-08-0, Cilt ISBN 975-6637-09-9, İstanbul, 2002
14C (Radyokarbon):
Arkeolojik kazılarda içinde karbon elementi bulunan çeşitli buluntular elde edilir. Karbon içeren buluntularda eser olarak bulunan radyoaktif 14C (radyokarbon) izotopunun yoğunluğu ya da radyoaktivitesi ölçülerek buluntular tarihlenebilir. Radyokarbon tarihleme yöntemi, bulunduğu 1950 yılından günümüze, yaklaşık son 50 bin yılda yeryüzünde meydana gelen arkeolojik, paleobotanik ve jeolojik olayların mutlak tarihlenmesi için kullanılan ana yöntem durumuna gelmiştir. Arkeolojik kazılarda ele geçen ve karbon içeren her buluntu radyokarbon yöntemiyle tarihlenebilir. Tarihlenmek üzere toplanan buluntulara "örnek" adı verilir. Tarihlenecek örnekler olarak ağaç parçaları, odun kömürü, kurumuş bitkiler, tahıl taneleri, dokuma parçaları, deri, hayvan kabukları, kemik, yemek artıkları sayılabilir (M.Özbakan).
Özbakan, M., "Radyokarbon Tarihleme Yöntemi", Erdoğu, B. O. Tanındı D. Uygun, Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri 14C Veri Tabanı, Ege Yayınları, ISBN 975-6637-13-7, İstanbul, 2004
Erdoğu, B., "Karşılaştırmalı Tablolara Göre Anadolu Kronolojisi", Erdoğu, B. O. Tanındı D. Uygun, Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri 14C Veri Tabanı, Ege Yayınları, ISBN 975-6637-13-7, İstanbul, 2004
Mağara:
"Mağara, yeraltında çeşitli nedenlerle oluşmuş boşlukların ‘insan merkezli’ bir tarifidir: insanın ‘sığabileceği’ (ki bu mağaracının cüssesiyle de ilgilidir!), dolayısıyla ulaşıp inceleyebileceği boşluklardır. Bu boşluklar, çoğunlukla bir ‘ağ’ın parçasıdır; bu ağ insanın girebileceği ve rahatlıkla dolaşabileceği devasa hacimlerden, kılcal yarıklara kadar uzanan geniş bir ölçek spektrumuna sahip olabilir. Bu envanterde yeralan mağaraların hemen hepsi jeomorfolojide karstik olarak adlandırılan yerüstü/yeraltı yapılarının parçalarıdır. Karst, en yaygın olarak, karbonatlı kayaçların atmosferden gelen (ve içinde erimiş karbon dioksitten dolayı asit olan – pH 5.5) sular tarafından eritilmesinden, ve mekanik çökme ve kimyasal çökelme ile yeniden yapılanmasından doğan boşluklardan oluşur. Mağaralar geniş bir ölçek spektrumuna yayılmış bu ağın içinde sadece belirli bir ölçek aralığını ve topolojiyi temsil eder. (...)"
Aktar, M. - H.N. Dalfes, "Hoşgeldin TME!", Gürcan, G. - A. Yamaç - S. Kırlangıç - M. Pelen - Z. Talay - P. Zorlu, Türkiye Mağaralar Envanteri, Ma/Mb, Ege Yayınları, ISBN 975-807-128-9, İstanbul, 2006
|
.. |
TAY Projesi . Kuruçeşme Cad. 67/B
34345 Kuruçeşme İstanbul
Tel: 0 (212) 265 7858 - Faks: 0 (212) 287 1298
e.posta: info@tayproject.org |
| Copyright©1998 TAY Projesi |
Veri tabanlarının İngilizce çevirisi Rana Özbal (Paleolitik/Epipaleolitik, Neolitik), Bike Yazıcıoğlu, Mete Aksan (Kalkolitik), Pervin Yanıkkaya Aydemir (İlk Tunç Çağı), Kerim Bayer, Pervin Yanıkkaya Aydemir (14C), Pervin Yanıkkaya Aydemir (Türkiye Mağaralar Envanteri) tarafından yapılmıştır. Veri tabanlarının güncellenmesi ise Deniz Uygun, Ayşe Dilsiz ve Ayşe Bayvas tarafından yürütülmektedir. |
|